Sarah Payton,
Benliğinizin Yoldaşlığı Kitabı,
Rehberli Meditasyon 12-1 Acımasız iç seslerimiz,
Yani var olan durum şebekemiz ile ilişkili depresyonla çalışmak.
Bedeninizle başlayın ve çok nazik olun.
Bu sefer nefesinizi takip etmek yerine,
Etrafınızı ve kalbinizi saran,
Altından koruyucu bir avro olduğunu hayal edin ve bunu hissedin.
Bu avra,
Sizi kendinizden koruma becerisine sahip,
Parlak özen ışınlarına dönüşsün.
Bir an bunun,
Yani kendinizden bile korunmaya ve özen gösterilmeye değer bir parçanızın olmasının nasıl bir şey olduğunu görmeye çalışın.
Şimdi,
Öz nefretin o öfkeli acı sesini duyabilmek için kendinize destek verin.
Bu parçanıza,
Sınırlarının sonuna mı dayandığını,
Tamamen tükenmiş,
Afallamış mı olduğunu ve sizi nasıl destekleyeceği konusunda umutsuz mu olduğunu sorun.
Bu parçanıza,
Bu hayatta kırılgan olmanın,
Kurşun geçirmez ve eleştirilemez olmanın özlemini mi duyuyor diye sorun.
Bu parçanıza,
Size öfkeli olup olmadığını,
Zayıflığınız ve acınıza öfkelenip öfkelenmediğini ve bir çelik kuvvetinde olma özlemi duyup duymadığını sorun.
Bu parçanıza,
Standartlarının insani olmayacak kadar yüksek olup olmadığını sorun.
Bu parçanız,
Özen ve anlayışınıza nasıl karşılık veriyor?
Bu parçanız için başka duygu ve ihtiyaç tahminleriniz varsa,
Bedeninizi izleyerek hangi duygu ve özlemlerin adlandırılmayı beklediğine bakın.
Şimdi kalbinize geri gelin ve kalbinizin sunduğunuz tatlılığı kabul etmeye istekli olup olmadığına bakın.
Kalbiniz sağlıklı ve bütünlük içinde hissediyor mu?
Ya da size hasta,
Dertli mi görünüyor?
Rengi pembeden başka bir renk mi?
Kalp dokusundan başka bir malzemeden yapılmış gibi mi?
Ne ile karşılaşırsanız karşılaşın.
Kendinize bu karşılaştığınız şey,
Sizi bir duygudan haberdar etmek istiyor olsaydı,
Bu duygu ne olurdu diye sorun.
Ve bu duygunun arkasında yatan özlem ya da ihtiyacın ne olduğunu.
Kalbiniz tükenmiş durumda ve takviye ile desteğe mi ihtiyacınız var?
Sanki gerekli kanı yaratarak,
Hiç destek gelmeden sizi tek başına besliyor ve bundan dolayı yıpranmış gibi mi?
Kalbinizin dinlenme halindeyken bile,
Sadece kendi olduğu için sevilmeye mi ihtiyacı var?
Buna mı özlem duyuyor?
Bulutlardan bir beşiğe,
Oksijen ve rüyalardan örülü bir yuvaya mı ihtiyacı var?
Kalbiniz kırık ve üzüntüden paramparça mı?
Katlandığı kayıpların bilinmesine ve görülmesine mi ihtiyacı var?
Sevdiği bu kimseler gittikten sonra,
Yaşamaktan ne kadar az keyif aldığının görülmesini mi istiyor?
Kendi kırık kalbi ve acılarının yanı sıra,
Başkalarınınkini de taşıyor mu?
Yoklayın.
Koruma ışınlarının,
Kalbinizin gerçeğinden başka bir gerçeğe ihtiyaç duymadan,
Özen ve kabul ile kalbinizle eş titreşime girip onu sarmalamalarına izin verin.
Şimdi dikkatinizin,
Hiçbir şeyi değiştirmeyi beklemeden,
Sadece varlığınızı kabul ve mümkünse biraz da insanların hayatı kendileri için nasıl yaşanmaz kıldıklarına dair kara mizahla karşılayarak,
Onu sevgi ve özenle doldurmak için bedeninize dönmesine izin verin.
Tamamladım.