
Hayal Kurarak Uykuya Dal- Orman
Kimi zaman uykuya dalmanın ve güzel bir uyku çekmenin en iyi yolu huzurlu bir hayal kurmaktır.. Bu bölümde seni uykuya götürürken önce güzel, huzurlu bir ormandan geçiriyorum. Bu ormanın huzurlu ortamında belki de en güzel uykularından birine dalacaksın. Müzikler Moby'nin Long Ambient albümündendir.
Transcript
Hayal kurarak uykuya dalma meditasyonuna hoş geldin.
Yatağına en rahat ettiğin pozisyonda yat ve gözlerini kapat.
Kimi zaman uykuya dalmanın ve güzel bir uyku çekmenin en iyi yolu huzurlu bir hayal kurmaktır.
Bu uygulamada sesime kulak vermen ve duyduklarını uygulaman,
Anlatacağım görüntüleri hayalinde canlandırman yeterli.
Zaman zaman dalıp gittiğin,
Beni duymadığın zamanlar olursak,
Duymaya başladığın noktadan dinlemeye devam edebilirsin.
Başlarken önce bedeni kapıca gevşeteceğiz,
Sonra bedeni detaylıca rahatlatacağız ve hayal kurmaya geçeceğiz.
Yattığın yerde bedenin ağırlığını hisset,
Bedeninin boyutunu,
Şu anki genel şeklini ve yatış pozisyonunu algıla.
Beden ağırlığını iyice yer çekimine bırak.
Kulağına ulaşan sesleri fark et,
Uzaktan ve yakından gelen sesler.
Sürekli devam eden veya kesik kesik sesler.
Bedenini çepeçevre saran deriyi hisset.
Kıyafetinin,
Yatağının,
Yastığının tenine teması nasıl?
Daha sıcak olan bölgeler,
Daha serin olan yerler nereler?
Ağzın içindeki tadı algıla.
Dilin tam neresinde?
Nasıl tatlar var?
Kapalı göz kapaklarının ardındaki karanlık görüntüyü gör.
Etrafına göre daha karanlık olan noktalar var mı?
Yoksa her yer eşit karanlıkta mı?
Bir koku olup olmadığını ayırt et.
Belirgin ya da belli belirsiz bir koku var mı?
Belki de hiçbir koku yok,
Sadece ayırdına varıyorsun.
Burnunda nefesin yarattığı hisleri fark et.
Havanın burnun ucundan girişini,
Nefes yolunda ilerlemesini,
Burundan giren havanın serinliğini,
Çıkan havanın ılıklığını hisset.
Nefesin hızı nasıl?
Derinliği nasıl?
İzle.
Nefes bedende nereyi etkiliyor?
Nefes alışverişlerle gövdede neresi şişip iniyor?
Fark et.
Şu an nefes alıyor musun,
Veriyor musun?
Ayırt et.
Burundan kendiliğinden akan nefesle ilgili hiçbir şeyi değiştirmeden,
Nefesin rehberliğinde ilerle.
Dikkati bedende bir gezintiye çıkaracağız.
Dikkatini başına yönlendir.
Başın yastıktaki ağırlığını hisset.
Ve bırak başın iyice ağırlaşıp yastığa gömülsün.
Omuzlar,
Kollar ve ellerin ağırlığını algıla.
Bırak her iki kolun ve elin iyice ağırlaşsın.
İç organlarla birlikte gövdenin ağırlığının farkına var.
Gövde tümüyle yığılsın ve yayılsın.
Kalça,
Bacaklar ve ayaklarının ağırlığını fark et.
Kalça,
Bacaklar ve ayaklar külçe gibi ağır.
Başın tepesinden,
El-ayak parmak uçlarına bedeni bir bütün olarak hisset.
Tüm bedeni külçe gibi ağır bırak.
Şimdi biraz daha detaya inelim.
Adını anacağım her bölgenin adını içinden tekrar et ve burayı rahatlatarak ağır bırak.
Sağ elini hisset.
Sağ el baş parmağındaki hislerin farkına var ve baş parmağı serbest bırak.
Sağ el işaret parmağı,
Orta parmak,
Yüzük parmağı,
Serçe parmak.
Sağ elin avuç içini ve üstünü hisset.
El gevşek ve ağır.
Sağ kolu gevşet,
Kolu rahatlat ve ağırlaştır.
Sağ el ve kol olduğu yere gömülüyor.
Sol elini hisset.
Sol el baş parmağındaki hislerin farkına var,
Baş parmağını serbest bırak.
Sol el işaret parmağı,
Orta parmak,
Yüzük parmağı ve serçe parmak.
Sol elin avuç içini ve üstünü hisset.
El gevşek ve ağır.
Sol kolu gevşet,
Rahatlat ve ağırlaştır.
Sol el ve sol kol yere yığılıyor.
Dikkatini yüzüne getir.
Dudaklarını,
Ağzın içini ve dili gevşek bırak.
Yüzünü çevreleyen deriyi hisset.
Hiçbir mimik kalmayacak şekilde yüz derisini gevşet.
Gözlerin ve dudakların etrafı ve yanaklar rahatlıyor.
Saç diplerini ve kafa derisini gevşek bırak.
Boynun önünü,
Yanlarını,
Enseyi ve boğazı hisset.
Boynun gevşesin ve rahatlasın.
Göğsü,
Karnı ve sırtı hisset.
Bu bölge tümüyle gevşek.
Göğüs boşluğu ve karın boşluğundaki organlar yere yığılıyor.
Alt karnı,
Kasıkları ve kalçayı gevşek bırak.
Sağ bacağı hisset.
Üst ve alt bacak rahat.
Sol bacağı gevşek bırak.
Sol üst bacak ve alt bacak rahat.
Sağ ayağın üstü,
Ayak tabanı,
Ayak parmakları ve parmak araları gevşek.
Sol ayağın üstü,
Ayak tabanı,
Sol topuk,
Ayak parmakları ve parmak araları rahat.
Başın tepesinden,
El,
Ayak parmak uçlarına,
Bedeni bir bütün olarak hisset.
Bedenini öyle bir gevşek bırakıyorsun ki,
Sanki beden genişleyip yayılıyor.
Şimdi dikkatini göz kapaklarına götür.
Gördüğün karanlık görüntünün farkına var.
Anlatacağım görüntülerin tıpkı bir sinema perdesinde oluşur gibi bu karanlığın içinde belirginleşmesini seyret.
Oluşan görüntülerle birlikte bedende de ortama uygun hislerin belirmesine izin ver.
Ortamdaki sesleri duyduğunu,
Sıcaklığı hissettiğini,
Kokuları aldığını fark ederek hayalini zenginleştirebilirsin.
Kendini iki tarafı ağaçlarla kaplı bir patikanın başında hayal et.
Patikanın zemini,
Kurumuş çam iğneleri ve onların arasından çıkan sıklamen çiçekleriyle dolu.
Patika sen ilerledikçe yer yer genişleyip daralıyor.
Yürürken ağaçların sık yaprakları arasından geçen ışık huzmelerini görüyorsun.
Ortamda tatlı bir serinlik var ama seni üşütmüyor.
Yürürken ayaklarının altında zeminin yumuşaklığını hissediyor.
Ayağından çıkan çıtırtıları duyuyorsun.
Bu sese belli belirsiz kuş cıvıltıları da eşlik ediyor.
Kuş sesleri bazen çok uzaktan bazen de çok yakından geliyor.
Hatta yer yer kuşların dallara konarken ve uçuşurken çıkarttıkları sesleri bile duyuyorsun.
Hafif bir esinti var ve bu ağaçların yapraklarını hışırdatıyor.
Kuşları görmek için başını kaldırıp etrafa baktığında çeşit çeşit ağaçlar görüyorsun.
Çam ağaçları,
Meşeler,
Çınarlar,
Yeşilin pek çok tonu.
Patika aydınlık ama ağaçların gölgede kalan tarafının yosun tuttuğunu fark ediyorsun.
Bu güzel ormanın havasını içine çekerek yavaş yavaş yürümeye devam ediyorsun.
Mis gibi çam kokusu burnuna doluyor.
Bu deneyimi iyice aklına yazmak istercesine daha da yavaşlıyor ve gördüğün detaylara dikkat kesiliyorsun.
Yürürken bütün bedenin yavaş,
Sakin ve ahenkli hareket ediyor.
Kaslarının ne kadar rahat olduğunu hissediyorsun.
Hareket etmek öyle kolay ki sanki seni hiç yıpratmıyor.
Her adımda yenileniyorsun.
Sen kendini ormanın havasına bıraktıkça içinde,
Bedeninde en ufak bir gerginlik zerresi bile kalmıyor.
İçin huzurla doluyor.
Kendini bu ormanla bir ve bütünmüş gibi hissediyorsun.
Derken Patika hafif bir yokuşa dönüşüyor.
Zorlanmadan ve keyifle etrafa bakınarak yukarı doğru çıkmaya başlıyorsun.
Patika'nın kenarlarından başvermiş tatlı renklerdeki kır çiçeklerine bakıyorsun.
Yukarıda ağaçların yapraklarının arasından gökyüzünün parlak maviliğini görüyorsun.
Bazen önünden ahenkli uçuşlarıyla kelebekler geçiyor.
Yeşilin bin bir tonunu görüyorsun.
Çınar ağaçlarının sıcak açık yeşil yapraklarını,
Meşe yapraklarının koyu derin yeşilliğini,
Çimlerin doygun yeşil rengini,
Çam ağacı iğnelerinin koyuluğunu ve yosunların açıktan koyuya yeşilin tüm tonlarını barındırmasını keyifle seyrediyorsun.
Biraz kulak kesildiğinde yakınlardaki bir derenin akışını duyuyorsun.
Sen yokuştan çıkmaya devam ettikçe sanki bu akan suya da giderek yaklaşıyorsun.
Derenin o tatlı şırıltısı sanki giderek artıyor.
Bu küçük tepenin üstüne vardığında suyun kaynağına da ulaşıyorsun.
Su kaynağından ufak bir şelale gibi akıyor ve aktığı yerin önünde güzel berrak bir gölet oluşturuyor.
Oradan taşların arasından sızarak ince bir dere şeklinde aşağıya doğru akıyor.
Suyun başına gelip içine baktığında göletin tabanındaki bitkileri görebiliyorsun.
Çünkü su o kadar berrak.
Hatta birkaç küçük balık suyun içinde birbirini kovalıyor.
Suyun altında düşüp buraya taşınmış dal parçaları ve içinde oyuklar oluşmuş kaya parçaları var.
Balıklar bunların altından üstünden geçerken,
Adeta oyun oynarken onları seyrediyorsun.
Göletin etrafını saran birbirinden güzel yeşilliklere ve çiçeklere bakmaya doyamıyorsun.
Başını kaldırınca bu ufak tepenin sana muazzam bir manzara sunan hakim bir tepe olduğunu fark ediyorsun.
Karşıya bakınca alabildiğine uzanan ormanı görmek içini huzurla dolduruyor.
Bu güzel ormanın yeşilini ve açık gökyüzünün mavisini adeta aklına kazırcasına izliyorsun.
Bu ruhunu dinlendiriyor.
Biraz sonra yokuşu çıkmanın bedenini biraz yorduğunu fark ediyorsun.
Etrafına bakınıp dinlenmek için biraz uzanabileceğin güzel bir köşe arıyorsun.
Hem üstüne biraz güneş vursun hem de başın gölgede kalsın istiyorsun.
İşte şu ağacın gölgesi bunun için ideal gibi duruyor.
Toprağın üstü de yumuşacık yapraklarla dolu.
Üstelik güneş burayı güzelce ısıtmış.
Buraya rahatça uzanıyorsun sanki bu ormanın bir parçasısın.
Üstüne vuran güneş seni ısıtıyor ve onun ısısıyla yorgun kasların iyice gevşiyor.
Biraz etrafa,
Ağacın yaprakları arasından gökyüzüne,
Yanı başında akan suya ve karşıdaki manzaraya bakıyorsun.
Derken gözlerin yavaşça kapanıyor.
Derenin şırıltısı,
Kuşların uzaktan gelen cıvıltısı,
Toprak anının rahat kucağı hepsi seni tatlı bir uykuya doğru çekiyor.
Sesler,
Hisler yavaş yavaş geri planda kalmaya başlıyor ve sen kendini uykuya bırakıyorsun.
İyi geceler.
